Perşembe, Ağustos 28, 2008

Bir Tatil Böyle Geçti.... It's Over....

Tabiki Datça - Of course Datça:)
Yine Datça- Datça again




Kargı'nın çakılları - pebbles on Kargi Bay









Hayıt Bükü'nde akşam - Evening of Hayit Bay

Bodrum Aspat

Bodrum Aspat'ta Sanat
Bodrum Aspat Koyu - Bodrum - Aspat Bay
Beyaz Lokanta'da koruklu, nohutlu bamya - Bodrum / Okra with unripe and chickpea at White Restaurant / Bitez-Bodrum
Beyaz Lokanta'da kıymalı kaşarlı Nazilli Pidesi Bodrum / Pitta with ground meat and cheese at White Restaurant- Bitez/Bodrum
Bodrum Aktur Apart Otel

İşte bir tatil böyle geçti gitti. Aklımızın ve pclerimizin köşelerinde resimler bırakarak. Bir de bu kez ağzımızda unutulmaz tatlar bıraktı.

Bodrum'a yıllar sonra oğluş istiyor diye gittik. Malum bir çok arkadaşı orada, orada çünkü herhalde İstanbul'dan tatile çıkanların yarısı orada. Datça'nın huzur dolu sakinliğinden (ki oradayken orası bile kalabalık geldi bana) ve tertemiz pırıl pırıl denizinden sonra Bodrum bana cehenneme düşmüşüz gibi geldi. Gittiğimiz ilk gün moralim sıfıra indi. Neyse sonraki gün Aspat'ı keşfettik de düzeldim. Gümüşlük'e kadar araba ile bir tur attık. Sahil boyunca kafamı hangi yöne çevirsem yığın yığın beyaz beton görür oldum. Datça'mın kupkuru dağlarına kurban olsunlar. O yazın sapsarı olan makiliklerine, az da olsa çam ormanlarına, buram buram kekik, narpız kokan dağlarına... Bodrum'un sahil boyunca talan edilmiş dağları tepeleri beni ağlamaklı yaptı. Bu katliama kim nasıl izin verdi anlayamadım. İçim bunaldı bakarken, içimden hepsini bir süpürge ve kürekle süpürüp temizlemek geldi. İnsan burada ne tür bir tatil yapar gerçekten anlayamadım. Neyse Turgutreis'ten Bitez'e dönerken yol üstünde sonradan Aspat olduğunu öğrendiğimiz koyu bulduk. Nasıl kalmışsa kalmış etrafta ne bir site ne bir yapı, sadece bungalovlar ve plaj var. Bir de hamaklar, gölgelikler. Bodrum'un cenneti olsa gerek. Çoook geniş bir alana yayılmış açık hava sanat galerisi. Resimler, heykeller arasında güneşleniyorsunuz. Bodrum'a gidip gelip de hala görmediyseniz mutlaka gitmelisiniz.

Akşam yemekleri için de muhteşem bir keşfimiz oldu. "Beyaz Lokanta" . Adı gibi her tarafı bembeyaz, pırıl pırıl. Yemekleri anlatmaya başlasam bitiremem herhalde. Yalnızca şunu söyleyebilirim yerken parmaklarınızı da yiyebilirsiniz. Girit ve Ege yöresi yemekleri, Nazilli pideleri yapıyorlar. Hayatımda yediğim en güzel pideyi orda yedim. Kaldığımız 5 akşamın 3 ünü orada yemek yiyerek geçirdik. Koruklu, nohutlu bamya, tavuklu şevketi bostan, güveçte girit kabağı, favalı enginar, kıymalı kaşarlı pide, kabak çiçeği dolması, salçalı köfte (özel bir adı var hatırlayamadım),
yediklerimden bazıları.

Aspat ve Beyaz Lokanta Bodrum tatilimi kurtaran iki önemli keşif oldular. Beyaz Lokanta Bitez'de. Bodrum'a gidip de yemeklerinden yemeden dönülmeyecek bir yer.

breezybead@gmail.com

Knockin On Heavens Door - Live - Extreme Rare - U2 & Bob Marley & Bob Dylan

25 yorum:

Haydins dedi ki...

Ozlemistik cok iyi geldi bu yazi :)
Optum canim..

Flame dedi ki...

Hoşgeldin Meltem. Umarım Fortunada döner yakında :)

Fotolar çok güzel, Datça gibi...

Ravenhill dedi ki...

What beautiful images!

Meltem dedi ki...

Haydins ve Flame hoşbulduk:) Ben de çok özledim valla Tatil tatil nereye kadar?:)

Meltem dedi ki...

Raven; Welcome to my blog my friend:) Thanks so much for kind words.

Nihat Akkaraca dedi ki...

Bu yazıyı okuduktan soona, ben de Bodrum'a doğru bi uzansam da, şu Aspat'ı bi görsem mi diyorum...

Açalya dedi ki...

Tatil oncesi bize bir fikir oldu bu yazi, hosgeldin!

MOBIUS dedi ki...

Muhteşem fotoğraflar, çok güzel yerler:)

PaNDoRa dedi ki...

Meltemciğim hoşgeldin valla çok özledik seni. Tatilinin güzel geçmesine çok sevindim. Sevgiler sunuyorum...

Meltem dedi ki...

Babacım, Aspat'ı görmeye mecburen Bodrum'daysan git, yoksa Aspat'ı görmek için bile Bodrum'a gidilmez:) Biz aynı kafada olduğumuz için biliyorum ne düşüneceğini, bize bakma çocuk hatırına gidiyoruz her yere yoksa hiç bir güç! beni Datça'dan ayıramaz:)

Meltem dedi ki...

Açalyacım, duydum, biliyorum tatilde oralarda olacakmışsınız:) Tadını çıkarın şimdi:) Biz de oğlumuz o yaşlardayken çok gidip geldik şimdi bak bizi nerelere sürüklüyor:)

Meltem dedi ki...

Mobius çok teşekkürler:) Gerçekten Ege bir başka...

Meltem dedi ki...

Sevgili Pandora ben de sizleri çok özledim:) Kış geliyor yine biz bizeyiz:)

pinarbk dedi ki...

Meltem, bu sabah senin objektifinden Datça, bana çok iyi geldi.Yıllardır gitmek istiyoruz, hala gidemedik. Bakalım ne zaman kısmet olacak...

Bodrum'a Kaleköy'ün, Kekova'nın sakinliğinden ve dinginliğinden sonra gittiğim bir yıl, ben de aynen senin gibi hissetmiştim. Ama yine de Bodrum'u seviyorum. En çok İstanbul'a benzediği için sanırım. Aslında dediğin gibi, beyaz kutu kutu evler tam bir felaket. Neyseki beyaz zorunluluğu var da daha vahim görüntüler oluşmuyor.

Hep söylediğim birşey var ki, benim için en güzel tatil, mavi yolculuk... Denemediysen, şiddetle tavsiye ederim...

Meltem dedi ki...

Pınarcım, bence Bodrum'a İstanbul'dan gitmek lazım. O kadar da korkunç gelmez o zaman. Mavi yolculuk mu dedin? Ah aaah 4 yıl önceki mavi yolculuğumuzu hala unutamıyorum. Ben tüm yazı bir teknede geçirebilirim:)

pinarbk dedi ki...

Hep yaz olan yerlerde, yazarak-çizerek-okuyarak bütün bir yılı geçirebilirim ben. Uyanır uyanmaz masmavi sulara atlamak gibisi yok.

Geveze Kalem dedi ki...

Geçenlerde Ayşegül'ün bloğundan öğrendim Nihat Akkaraca'nın kızı olduğunu. Tesadüf bugün de Cnn türk'te sahil günlüğü programında izledim.:) Datça'yı orada yaşayanların ağzından dinleyince İstanbul'dan daha çok kaygı duyuyor insan.
Sevgiler...

Meltem dedi ki...

Geveze kalem, babacığımla bir araya geldiğimizde ufak çaplı bir blog dedikosuna dönüşüyor sohbet, ister istemez. Geçen yaz Hedikli ile orada tanıştık, sevgili B5 in taa Almanyalardan yolladığı çayları içtik. Bu yaz da Ayşegül'le tanışmakmış kısmet:) Bu yaz yaptığımız ikili sohbette sizin de adınız geçti. Babam malum edebiyat tutkunu, ben de ona sizin blogunuzu tavsiye ettim. Ama biliyormuş zaten:) Bakarsınız bir gün blogcular Datça zirvesi yaparız:)

Bu arada unutmadan söyleyeyim, böyle bir babaya sahip olduğum için kendimi dünyanın en şanslı insanı hissediyorum. İyi ki varsın babacım:)

Geveze Kalem dedi ki...

Ne kadar güzel! İnsan her gün gördüğü insana sanal alemden de sevgilerini gönderiyorsa bu çok güçlü bir bağdır.:) Umarım çoook uzun yıllar sağlıkla sürsün mutluluğunuz.
Bu arada benim annem de bir blogger ve demek istediğin şeyi anlayabiliyorum. Biz de biraraya geldiğimizde konu bir şekilde dönüp dolaşıp bloglara geliyor. Valla o benden çok daha yeni blog dünyasında ama benden çok daha fazla kişiyi tanıyor.:)

Datça'ya dair uzun soluklu planlar içerisindeyiz şu sıralar ailecek. Yani yolumuzun orada kesişmesi muhtemel.;-) Ama ben önce, kendi başıma İstiklâl'in tadını çıkardığım bir gün takı stüdyona çat kapı davetsiz damlama hayali içerisindeyim.:)))

Bana ve sana sevgiler...

Geveze Kalem dedi ki...

Ay çok özür dilerim, "babana ve sana" olacaktı.:)))

Nihat Akkaraca dedi ki...

Anladım Geveze Kalem, Teşekkürler. Bizden de sizlere sevgiler ve selamlar. Datça'ya gelince bizi arayın. Nihat Akkaraca

Ben de sizlerle gururluyum, Meltem ve Melike. Övünülecek bir yönüm varsa, hep söylerim, ben kızlarıma çekmişim.

Nihat Akkaraca dedi ki...

Beyaz Lokanta'da koruklu, nohutlu bamya - Bodrum / Okra with unripe GRAPES and chickpea at White Restaurant / Bitez-Bodrum

BEYAZ LOKANTA'DAKİ KORUKLU BAMYAYI DÜZELTTİM.
Yanlışlık değil, unutulmuş bir kelime vardı. Babiş.

Meltem dedi ki...

Geveze kalem;
Hemen yanıt veremediğim için üzgünüm. Gelmen beni çok çok sevindirir. İstediğin zaman bekliyorum kahvemi içmeye:)

Babişim,
Sen bi tanesin. Teşekkürler.

B5 dedi ki...

Icim gitti resimlere. Aklim dagildi simdi, deniz kokusunu nasil ozledigim aklima geldi.
Bir onceki fotograflar da aynilarini yasatti.

Bu sene tatil yapamadik. Ama senden muhakkak plan program danismanligi isterim gelmeden once. Bu resimlerdekileri yasayalim yeter. : )

Sevgiler!

intelligence dedi ki...

chloe purse
chloe paddington handbag
chloe uk
dior
christian dior